
'Kotu kirilmis, ameliyat gerekli' dedi doktor. Kirilali dort gun, goruleli ucuncu doktor olmustu.Bu sonucu duymamak icin ne cok dua etmistim. Cansu'yu acile yetistirirken de 'n`olur kirik olmasin, cikmis falan olsun hic olmazsa' diyordum icimden (omuz cikardi da dirsek cikarmiydi hic de bilmiyordum o ayri), cok sismis ve rengi degismisti hemen... Ama bir yandan da hissediyordum kirilmisti. Bisikleti ustunden cekip yerden kaldirip da kontrol ettigimde, ceketinin icindeki kolunun dirsekten asagisi boslukta elimde oynayivermisti aslinda. Yanimdakilerden biri 'merak etme kirik olsa dayanamaz cok aglardi' dedi, 'siz bilmezsiniz benim kizimi o oyle dayanir ki agriya...' dedim, oyleydi gercekten, ben yuzunden anliyordum cani cok yanmisti, arabada giderken bir yandan kolunu tutuyor, bir yandan yaslar sicim gibi iniyordu, 'kirilmis midir anne' diyordu korkuyla, 'ne dikkatsizim, yazimi mahvettim, tatil daha yeni baslamisti' diyordu diger yandan...Ustelik solakti, kirilan sol koldu, okulun iki gun once kapanmis olduguna sevinmeli miydik neydik!
Dedigi gibi dort gozle bekledigimiz yaz tatiline henuz kavusmustuk. Oyle sabirsizdik ki buralarda daha gunesin pek isitmadigi Haziran sonu o gun, bisikletleri arabaya atip parklardan birinde almistik bile solugu. Arkadaslariyla telefonlasmislar, bulusmuslar, biz anne babalar da sohbete kapilmistik bile. Annemin seslenmesiyle gordum Cansu`yu beton zemin yerde, bisikleti yari ustune devrilmis vaziyetteydi. Yerdeki bir agac dalindan kurtulayim derken dengesini kaybetmis. Ama ben evden cikarken giyme dedigim flip flop terlikleri yuzunden dengesini toplayamadigini dusunuyorum, bisiklete oyle binmesini engellemeliydim, sucluluk duygum hala uzerimde.
Acildeki doktor rontgene bakip kirik dediginde basimiza daha neler gelecegini bilmiyordum, 'dirsegin biraz ustunden kirilmis, biz gecici saralim, carsamba sabahi uzman doktor gorsun, sonra onlar alci yaparlar' dedi. Agri kesici verdi, yolladi bizi. Gun Pazartesi. Ertesi gun Kanada Day, resmi tatil, kaldik evde mecbur Carsamba`ya kadar. Agri kesicilere yuklendik, surekli yatmak durumunda kalan Cansu sanirim caninin acisindan cok yaz tatili mahvoldu diye agladi, ben de icimden bir daha hic birseye onceden uzun planlar yapmayacagima yemin ettim, zira nerdeyse bu yaz tatilinin her haftasi planlanmisti bile. En onemlisi ki yuzmesiydi, oysa artik banyoyu bile nasil yapacagini dusunuyorduk...
Carsamba gunu tum kolu guzelce alciya aldilar, uc haftada iyilesir dediler, kotunun iyisine sevindik, son dakika 'bir daha rontgenini cekelim alciliyken' dediler, cekildi, kotu haber tez geldi, 'bu sekilde alcida kalirsa carpik kaynar, ameliyat gerekebilir ama ben soyleyemem, hastanede de operator doktor yok, baska hastaneye gitmeniz gerekli' dedi doktor. Baska hastane arandi, buyuk sans ertesi gune randevu alindi, alciyi kesip cikarip tekrar gecici bir bezle sariverdiler, yine yolladilar bizi eve.
'Ameliyati ancak Pazartesi yapabilirim' dedi operator doktor, uc bes diz ameliyati arasina Cansu`nun ameliyatini koyuverecekmis, 'pazartesi kirildi, bir hafta gec falan olur mu' gibi birsey soyleyebildim o an, ama adamin oyle guven verici bir ifadesi, konusmasi vardi ki sonra butun endiselerimiz gitti, Cansu`nun emin ellerde olduguna inandik kari-koca.
Kol dirsegin hemen uzerinden boylu boyunca kirilmis, dirsegin ust ve alt uzun kemiklerini isaret parmagimdan uzun iki civiyle tutturup, duzgun kaynamasini saglayacaklarmis. Kaynadiktan sonra da cikacakmis o civiler. Civiliyken dort hafta alcida kalacakmis. Ameliyat 45-60 dakika surermis, genel anesteziyle olacakmis.
Pazartesi o uzun mavi ameliyat elbisesi icinde elindeki Nintendo oyununa kapilmis gibi gorunen aslinda sirasini bekleyen Cansu`nun yureginin kus gibi carptigini ancak ben bilebilirdim, iste o yuzden aglamamak icin kendimi tutmak cok zor oldu, ancak eline ignesini yapip da hemsire alip goturdugunde artik akip gittiler. Ameliyatdan cikmasi uzadikca icim icimi yedi, doktor kapida gorundugunde bir bucuk saat gecmisti, 'kotu kirikti, ondan uzadi' dedi. Yogun bakimda oldugunu, sirayla yanina gidebilecegimizi, her sey yoluna girdiginde de eve goturebilecegimizi soyledi.
Ilk ben girdim yanina, uyuyordu. Optum, optum, kokladim yavrumu. Ilk degildi onu ameliyata yollayisim ama alisilmayan turden maceralar hastane koseleri. Her seferinde son olsun dedirten...
Dudaginin kenari tik seklinde atiyordu surekli, sonra sag kolunda titremeler basladi, cagirdigim hemsire " bilmiyorum, doktoru cagirayim' dediginde basladi benim ic yemelerim yine. Gelen doktor 'kesin birsey soyleyemem anesteziden olabilir' dedi. Nasil bilmezlermis diye devam etti ic yemelerim, kim bilirdi peki?! Sonra ameliyati yapan doktor gormeye geldiginde yine o guven veren haliyle ' anesteziden... Ben de oyle olmustum bir ameliyatim sonrasi' dedi. Rahatlamadim!
Kendine gelir gibi oldu Cansu, 'Anne, elimi tut' dedi. Yine uyudu. Hic birakir miyim ellerini. Tekrar uyandi, 'bitti mi?' dedi.'Bitti' dedim. 'Agrim var' dedi. Igne yaptilar, tekrar uyudu. Uyandi "usuyorum "dedi. Orttuk. Dinlenme odasina gecirdiler. "Susadim" dedi, icti, uyudu. Kol titremesi, dudak segirmesi devam etti, atesi cikmisti, hemsireler "titreme belki atestendir' dediler, 'kirik kol ates yapar, ates titreme yapar" Durumu tam bilen yok muydu! Niye uyanmiyordu bir turlu. Sesleniyordum, "Anne, iyiyim ben, birak uyuyayim, cok uykum var' dedi sonunda. Iki saate cikar dedikleri dort saat oldu, biz ordaydik hala. 'Emin olacagiz herseyden ancak oyle' diyorlardi. Benim de en cok istedigim oydu.Bitti sonunda, evimize geldik.
Dorduncu hafta sonunda once alcisi,sonra civiler pensevari bir aletle dondurulerek cikartildi. Cani bekledigi kadar acimamis. Ben bile 3-4 cm. kadari kolun disinda kalan o uzun civilerin nasil cikarilacagina akil sir erdiremiyordum, birkac dakikada halledildigin gormek beni de sasirtti.
Biraz erimis ve yuzseksen derece aciyla kalakalmis kol moralimizi bozdu haliyle. 'Zamanla acilacak' dedi doktor. 'Yuzsun, en iyi gelen sey' dedi. Ama o kocaman ameliyat yarasiyla nasil yuzecegini soylemedi. Yaranin iyilesmesi biriki haftayi buldu, enfeksiyon olmasin, kara iz kalmasin diye gunes gormesin, iz belirsiz kalsin diye ozel kremler surulsun derken havuz gunleri basladi. Doktor kontrolu geldiginde yuzmelerin gozle gorulur bir faydasi olmustu ama kol hala bukukdu. Eylul sonu yuzme antremanlari da basliyordu, vazgecmem diyordu, nasil olacak derdindeydik. 'Fizyoterapiye baslasin' dedi doktor. 'Bu kaslar en inatci kaslardir, eski haline gelmesi sene bulabilir' dedi. 'Ama kemik cok iyi kaynamis, yepyeni, eskisinden saglam olmus' dedi. Rontgende aynen oyle gorup sevindik. Is kaslara kalmisti.
Fizyoterapist ilk gorusmede Cansu`ya koluyla ilgili sikayetlerini sorunca " su kocaman yara izi, alcidan ciktiginda kolumda cogalmis olan tuyler ve bir de acamadigim dirsek' dedi cabucak. Jennifer yaranin cirkin olmadigini, zamanla siliklesecegini, tuylerin alci yuzunden oldugunu ve dokuleceklerini, kolunu da calisip acacagini soyledi. Ama olcumler sonrasi 'kolunu yuzdeyuz acamiyabilir, garanti veremem' dedi. Icim ilik ilik akti.
Haftada iki gunle basladik. Firsati buldukca solugu havuzda aliyorduk, yuzerken zamanin nasil gectigini anlamiyordu Cansu, bol bol kolunu hareket ettiriyordu, biz anlamiyorduk ama yuzmenin getirdigi farki sonunda Jen soyledi, 'kesinlikle tam olarak duzelir, endise etmeyin artik, cok hizli aciliyor kaslar' dedi. Cansu antremanlarina basladi sonunda, haftada uc gun antreman, iki gun fizyoterapi, diger gunler eglenceye yuzmeye gitmeler birkac ayin sonunda yuzumuzu gulduren sonucu verdi, Jen 'artik gelme sen Cansu' dedi gulumseyerek.
Gectigimiz haftasonu yuzme yarislarinda Cansu kelebeklemede 50 metreyi 52 saniyede yuzerek kendi rekorunu kirdi, grubunda da dorduncu oldu. Kirik kol gectigimiz yazi mahvettigiyle, ustune bir de hatira dikis izleri biraktigiyla kaldi.