Cocuklarla hergun cocukluguma gidiyorum ben. Anneligin kitabi yok, cocuklugumdan kopye cekiyorum. Cok mutlu bir cocuktum neyse ki suruyle guzel anim var. Oyunlarin hepsi de dun gibi aklimda.
Camasir gunu sonrasi corap eslestirirken -ki bes kisilik ailede sayi kabarik! her seferinde aklima kardesimle yere serip de esini bulmaya calistigimiz kartlar geliyor mesela, cocuklar da seviyor, seriliyoruz halinin uzerine, bana da hafizami test etmeye firsat oluyor!
Erzak dolabinda geride kalmis bir kavanozu cekistirip cikartmaya calisirken yine cocukken digerini kimildatmamaya calisarak cekmeye calistigim mikado cubuklarini hatirliyorum sikca. Bir dukkanda gordugumde eski dosta kavusmus duygusuyla aliyorum.Sevdiler. Digerlerini kimildatmamanin puf noktalari bendendi tabii!
Kitapcida Cat's Cradle kitabi gordugumde sasirmistim. Cocuklugumda kendi uydurdugumuz birsey oldugunu dusunuyordum. Benim orgu yumaklarimi bu is icin cok harcadik, bilinenleri tuketip yeni yontemler bulmaya calisdik, ustune bir de kitabini aldik!
Ilkokul bese gectigim yaz ciddi bir ameliyat gecirmis, uzun sure hastanede kalmistim. Babam Milliyet Yayinlari'nin 'Kagit Katlama Oyunlari' kitabini getirmisti birgun. Hastanede ne kadar oyalamisti beni. Ogun bugun origamiyi severim, simdi de evde birkac origami kitabimiz, her daim renkli kagitlarimiz, degisik desenlerde kesebilen makaslarimiz var. Her cesit kusdan, bocekten masa sandalyeye cikartamadigimiz is yok, ustalastik!
Benim cocuklugum derken bahsettigim otuzbes sene oncesi. Monopoly o zaman da vardi. Insanin kardesi oldu mu en az iki kisiyle oynanacak oyunlar icin kimseyi aramaya gerek olmuyor ama biz dortluyu de kolayca kurardik arkadaslarla, basindan kalkamazdik saatlerce. Simdi bizim evin dorduncusu benim. Basladik mi biz de kalkamiyoruz basindan...
Rakamlarla oynamayi sevdigimden mi bilmem her turlu iskambil oyununu erken ogrendim ben. Hos, bizim evde iskambilin her turlusu cokca oynanirdi zaten belki de ondan. Elimizin altinda her zaman deste deste kagit olurdu. Annem, babam ve dedem bezik oynarlardi mesela. Annemin konken grubu vardi. Hala var. Aksamlari arkadaslari geldiginde oyle televizyona taklmazdi kimse. Sohbet ya masanin etrafinda kagit oynarken gecerdi ya da yenir icilir, sarkilar soylenir, eglenilirdi. Biz cocuklar da kendi eglencemizi bulurduk. En cok da 'Isim, Hayvan, Bitki, Sehir...'oynardik. Birisi acar kitabi bilmem kacinci sayfanin bilmem kacinci satirindan harf soyler, gomulurduk kagitlara digeri gormesin diye! Ben de bazen veriyorum ellerine kagitlari, beni en az bir saat kurtariyor yeni birsey bulana kadar...
Bir de atlas oyunumuz var. Kardesimle ben atlasdan ulke bulmaca, bayrakdan ulke bilmece oynardik. Gelenegi devam ettiriyorum. Odanin birinde duvarda koca bir dunya atlasi, antika bir kuremiz, birkac tane de atlasimiz var. Artik onlar da Ruanda'yi, Sri Lanka'yi cok dusunmeden gosterebiliyorlar!
Iskambile Pisti, Kaptikacti ile basladik ama onlar benim bilmedigim isimleri baska oyunlar da oynuyorlar. Bazen de oyunu birakip kagittan kuleler yapiyorlar ya da yapamiyorlar!
Ben kocaman yap bozlarin basinda saatlerce bikmadan bitirene kadar durabilen bir cocuktum. Hala cok severim, aldigim yap bozlari guya onlara aliyorum! Sabirlari cok yok, ama hepimiz bir olunca bitirmeden kalkmiyoruz, kaldirtmiyorum!
Benim buyudugum evde tavla turnuvalari da yapilirdi.Sadece erkekler oynamazdi ama ben dedemden ogrendim. Daha kucukken tavlanin pullariyla cicek desenleri yapardim icinde, sonra ustuste devirmeden dizmeye calisirdim. Biraz buyudugumde kardesimle dama oynamaya basladik. Tavlayi ogrenmem ilkokul zamanima denk gelir, o gunden beri de en zevk alarak oynadigim oyundur. Cocuklar tavlaya asinalar ama daha tam bilmiyorlar, dama, satranc, tavla ayni kulvarda gidiyor simdilik.
Evin icinde ciddi rakiplerim var! Bu cagin bir suru elektronik oyuncaklari.Dusmanca hisler beslemiyorum onlara ama cok sira gelmesin diye de kurnazliklar yapiyorum...Cocuk cocuktur ne de olsa, otuzbes senede cok sey degismiyor, aslinda benimkisi elektroniklesen dunyaya bir tepki degil cocukluguma ozlem biliyorum!





