Monday, June 25, 2007

Demek ki Boyle Boyle Baslaniyormus!


Dordumuz hizli adimlarla binaya giriyoruz. Park yeri bulmakta zorlanmistim, kocaman camlarin onunde birikmis insanlari gorunce sasirmiyorum. Keske biraz daha erken cikabilseydik evden. Okuldan geldiler, yediler, ictiler derken... Biraz da ben sallandim galiba. 4-30-6.00 arasi demislerdi, o saatler arasi herhangi bir zaman olabilecegini dusunmustum niyeyse. Oyle degilmis. Baslamislar. Katilim formunu acele dolduruyorum. Digerlerini yukaridaki kalabaligin icinde birakip, Lara`yla merdivenleri ucarak iniyoruz, salonun kapisinda ne tarafa yollayacagimi bilemez dururken biri gelip Lara`yi aliyor,'ben gotururum' diyor. Bana da yukari cikip, kalabaligin arasinda diger anne babalar gibi cocugum ne yapiyor! diye seyretmesi kaliyor.

Bir aktivite olsun diye secmistim cimnastigi Lara icin. Evin icinde hep kosarak yuruyen, tirmananilabilir hic bir yeri kacirmayan, tv seyrederken sekilden sekile giren enerjik kizim bir yerlerine zarar vermeden bedenini kullanmayi ogrensin istedim klube yazdirirken. Lara`nin ogretmeni Monika daha ilk dersin sonunda hic tecrubesi olmayan 4.5 yasimdaki kizimin esnekligi ve her soyleneni hemen anlayip yapabilmesiyle cok sasirdigini soyledi. Derslerde Lara cok eglendi. Monika eglenerek yapmasini da cok olumlu buluyordu. Ben de seyrederken sasiriyordum. Denge aletinde o kadar rahat yurumesini, trambolinde hic dusmeden surekli ziplamasini, barfiksde kendisini yukari cekisini gordukce Monika`ya hak vermeye basladim. Monika israrla Haziran sonu yapilacak secmelere Lara`yi getirmemi soyluyordu. En son dersler bittiginde karneye 'getirmeyi unutma!' diye not da dusunce artik 21 Haziran Lara tryout notunu yapistirdim buzdolabi ustune. Goturecektim.

Camlarin onunde anne,babalar...Kimi sandalyelere oturmus, kimi salonda yer degistiren cocuklarini takiple ayakta ordan oraya yer degistiriyorlar. Lara bir grubun icinde kendi gibi oniki cocugun yaninda en sona oturmus. Koclari, Ukrayna`li Olga cok guzel bir kadin. Her bir hareketten sonra Lara`nin saclarini oksuyor, sirtini sivazliyor, not alan asistanina birseyler soyluyor, basini sallayisindan olumlu seyler diye algiliyorum ama grupta oyle becerikli kizlar var ki Lara aralarinda oyun cocugu gibi. Secmeler bes yas grubu icin. Calismalar Eylul`de basliyormus, Lara da Eylul`de tam bes oluyor. Sorun olmazmis. Iki yandan toplanmis uzun saclarini saga sola savura savura merakli gozlerle etrafini seyrediyor sirasini beklerken. O da en az ben kadar saskin gorduklerine eminim. Onlu yaslardaki kiz, erkek cocuklar her aletin ustunde her biri gosteri niteliginde hareketler yapiyorlar. Kimbilir ne zamandir calisiyorlar. Bu secmeler, yarismalar icin yetistirilecek cimnastikcileri kesif icin. Lara`yi da secerlerse haftada 4 saat antreman olacakmis gibi birsey biliyorum. Daha buyukler haftada 9-25 saat calisiyorlarmis.

Kizlar sulun gibi. Yuruyusleri bile bir baska. Adi ustunde, Artistik Cimnastik! Yaptiklarini gorunce Monika`nin karneye yazdigi geliyor aklima. 'Simdiden gelecegini gorebiliyorum Lara`nin...' diyor. Eh! Secerlerse, haftada o kadar calisirsa, bir de severse ben bile goruyorum Lara`yi aletlerin ustunde onlar gibi!

Bakiyorum, 'kopru kur' diyor Olga. Lara kollarini yanlis koyup masa gibi yapiyor, Olga kollari duzeltiyor, hoop, kopru oluyor kizim. 'Bacaklarini ac' dediginde ise acip yapisiyor yere, Olga sasiriyor. Barfiksde kendini yukari cekerken, bacaklarini cirpistiriyor, 'duz tut' diyor Olga. 'Ayaklarini one uzat, bacaklarini yukari cek, kafana degdir' diyor, yapiyor. Oksaniyor basi yine. Kagida notlar aliniyor.

Bir saat boyunca salonda seyrettigim belki otuz belki kirk cocuktan buyuleniyorum. Sonra etrafima bakiyorum, gururla gulumseyen, aralarinda konusan yuzler goruyorum, hak veriyorum. Benim cocuklar bile Lara`nin her hareketinde heyecanla cama yapisip 'yapti, bravo!' cigliklari atiyorlar, digerlerini hayranlikla seyrediyorlar.

Bitiyor. Salonun kapisinda Lara`yi alirken, heyecanla cevap bekliyorum. 'Haftaya carsamba bildirecegiz' diyorlar. Bir hafta var, nasil beklenecek!

Bir hafta beklemiyorum, ertesi gun ariyorlar.' Lara`yi Munckin Competitive Program icin sectik. Koc Alex sizi Temmuz`da arayacak detaylar icin' diyor telefondaki ses. 'Peki' diyorum, seviniyorum. Hem de cok. Alex de Ukraynali. Bas koc! 30 seneden fazla sampiyonalarda kocluk yapmis. Uluslararasi Cimnastik Federasyonu`ndan (FIG), olimpiyat derecesinde atletler yetistirdigi icin, onur belgesine layik gorulmus. Salonda surekli dolasan, koclarla, cocuklarla ilgilenen beyaz sacli adam oymus demek ki.

Lara`ya soyluyorum, kucaklayip opuyorum munckinimi. 'Gecmis miyim' diyor. 'Yine gidecek miyim derslere' diyor, gecmese de gidecekti zaten. Hurrrayyy! diyor. Seviniyor, zipliyor, zipliyor, zipliyor, zipliyor...

Tuesday, June 19, 2007

Evde Ne Varsa At Icine!

Benim pek olculu tariflerle isim olmaz, goz, el karari yuvarlanip gidiyorum mutfakta.
Ama cok da yemek kitaplarim vardir, resimlerine baktigim ve olcusune degil de icine ne konduguna meraklandigim. Zaten kitapcidan icinde yemelik birsey olmayan kitapla cikmam zordur biraz!

Fethiye Yogurt Land`de ev yapimi balli, bademli granola bar tarifi yazmis. Benim favorim. Ben hazirlarini bu kadar severken, evde yapilani bana buyuk tuzak! Ama yapacagim. Kimbilir ne lezzetlidir.

Turkcesini benim de tam bilmedigim bu granola ( whole wheat rolled oats) benim erzak dolabimda hep olur. Buralarda Bulk Barn denilen dukkanlar ben gibi mutfakta herseyi birbirine karistirmayi sevenlere cennet. Torbalara istedigim miktarda aldigim granola, bran (kepek), wheat germ (bugday tohumu) , oats (yulaf), kuru uzum, keten tohumu,kayisi kurusu, kuru cranberry (yaban mersini), ceviz benim keklerin ana malzemesi. Beyaz un kullanmayali beri, yerine ne cok sey keke hamur kivami verirmis, ogrenince sasiriyor insan.

Sadece tum keklerimin sivi kismi olculu. Ama olcunun boyutlari degisebilir. Bir kahve kupasi benim olcum, kimi zaman kucugu, kimi zaman buyugu. Nihayetinde icine katilan kuru seylerin miktari, hamurun kivami gozume, elime iyi gelene kadar olacagindan farketmiyor.

Degismeyen olculer:
*3-4 yumurta
*1.5 kupa kahverengi seker
*1 kupa sut
*1 kupa sivi yag

Sonra da icine wheat germ, bran, oat, granola, belki biraz kahverengi un, her zaman bir yemek kasigi kabartma tozu. Ve ceviz, ve kuru uzum, ve, ve... Evde ne varsa!

Biraz islak bir kek seviyorsaniz, bir iki elmanin rendesi. Elma konduysa biraz tarcin. Havuc da olur.

Tahta kasikla hepsini iyice bulamac yapar, tabani spreyle yaglanmis kek tepsime dokerim. O bulamacin kivami dedigim gibi iste el, goz karari. Ne kati, ne cok civik. Tepsiye dokerken kolay akacak. Sonra da ilik firina atarim, 170-180 derecede pisiririm.

Buzdolabinda cok dayanir. Tok tutar. Bagirsaklara iyi gelir. Kisaca sagliga faydalidir!

*Yapinca resim cekeyim de ekleyeyim, boyle tarifler fotografsiz pek olmuyor sanki ama hayalgucunuze devrediniz, idare ediniz :)

Wednesday, June 06, 2007

Solagim, Solaklar, Solakiz!...

Yemek yerlerken kasigi ,catali sag elle tutmalarindan anlamistim kuvvetli solak olmadiklarini. Haliyle biri potaya digeri kaleye top surerken sagi kullanmalarina cok sasirmadim. Halbuki ikisi de cok kucukluklerinden beri yazarken de, cizerken de solaklar. Ama iste sag taraflarini da her iste kolayca devreye sokabiliyorlar. Iyi birsey.
Ben oyle degilim ne yazik ki. Sag elimle tokalasmak bile ekstra guc kullanmami gerektiriyor. Sol elimle masadan birkac tabagi ust uste koyup mutfaga tasiyabilirken, sag el ancak bir-iki tabak tasiyabilirlikte.

Cocuklugumdan hatirliyorum 'aman ustune dusmeyin, solu kullansin' dediklerini birilerinin, demek ki degistirmeyi denemisler, ama simdi oyle degil, sanki cocuklar solak olsun yeter ki gibi biseyler var, solakligi ayricalikli kilma durumu mu, bilemem. Bizim durum, baskin solak anne, baskin sagak baba, ucte iki yumusak solak cocuk, bir kuvvetli sagak cocuk durumu galiba. Bir tane daha dogursaydim o da kuvvetli solak olacakti anlasilan.

Bende beynimin sag lobu baskinmis, demek ki cocuklar beynin iki lobunu da kullanabiliyorlar, onlarin durumu daha avantajli gorunuyor. Sag lob yaraticilikmis, artistik seylermis, duygular ve hayaller baskinmis. Hakikaten oyle! Sol lob mantikmis, o yok!

Simdi artik solaklar da dunya insani muamelesi goruyor da isleri kolaylasti. Pek cok alet solaklara gore de dizayn ediliyor artik. Hala cezveden fincana kahve dokmeye zorlaniyorum ben ama. Konserve acmaya da elektrikli acacaklar yetisti neyse ki.

Ogrenciyken sol kolcakli sandalye aramak neydi oyle siniflarda. Mecbur kalip da sag kolcakli sandalyede sinava girmeler hatirliyorum, vucut saga dogru yamulmus birseyler yazmaya calismak... Yemek masalarinda sol koseleri kapmak da yine mecburiyetimizden...

Ben kesin bu kuvvetli solaklikla gitar, piyano falan hic bir muzik aleti calamazdim, iyi ki hevesim olmamis.

Neyse ki sporda iyi birsey, dogal destek bu solaklik, ben masa tenisini iyi oynardim mesela. Baska spor dalina da heves etmedim zaten!

Ne muzik, ne spor, pek yavanmis benim heves etme durumlarim!

Ben bir de orgu orerken solak olmayi sevdim, ozellikle eger motif yapiyorsam sisleri hic cevirmeden solla git, sagla gel, git ,gel ,gunde kazak biterdi. Cok zaman once. Simdi elbezi ormeye vakit yok o ayri.

Bir de araba surme durumu var. Neyse ki ehliyeti babamin koldan vitesli arabasiyla aldim,yoksa yerden vitesi degistirmeyi benim sag elim beceremezdi! Hele geri vitesi takmaya iki elime ihtiyacim oldugum dusunulurse... Yine neyse ki ehliyetli olsam da o kesmekes trafikde araba surmeye hic merakim olmadi. Burada ise en sevdigim sey araba surmek o ayri. Vitessiz tabii! Burada da ehliyet sinavinda el frenini cekmek icin iki elime ihtiyacim olmustu, neyse ki yanimdaki adam halime gulmustu de komik bir aniya donustu stresim.

Mutfakta da bicak kullanisim etrafimda biri varsa panige dusurebiliyor kolayca, mutlaka bir yerimi kesecegimi dusunduruyor sekil haliyle. Halbuki dograma, kesme islerinde elim beceriklidir, sakarligim da olmaz kolay kolay ama gel de ikna et!

Bir de yazi yazarken bilegimi oyle yukardan bukup de yazmiyorum,garip durmuyor yani:) Gayet de duzgundur yazim ustelik. Ama simdi dusundum de kagida ne kadar az yazar olmusum, ancak cocuklarin okula notlar, cek, tel numarasi falan. Resmen korelmis elle yazma becerim, yavaslamis sanki. Hep bu klavyede yazmalar yuzunden! Uzuldum simdi.