Thursday, January 17, 2008

Gecen Yaz Yazamadim!...




Yazmaya hic firsat bulamadigim gecen yaz!

Nasil da guzel bir Haziran gunuydu... Sonradan ogullari oldugunu ogrendigim bir adam, on bahcede, kocaman plastik kovalardaki buzlarin icine icecekleri yerlestiriyordu biz vardigimizda. Arabadan inip on kapiya yururken el yapimi bir uyari tabelasiyla karsilasdim, kondugu yerdeki taslarin oynadigi yaziyordu, yanlis basan biri dusebilirmis!

Eve girip mutfaga vardigimda Bev hala ev kiyafetiyleydi, o gun icin cagirdigi, yaslica, sonradan Alman asilli olup otuz kusur senedir burada yasadigini ogrendigim yardimcisina yapilacaklari anlatiyordu, yapacagi daha bir suru is vardi ve davetlilerinin gelmesine de cok zaman kalmamisti...

Ayni yil biri Subat, digeri Agustos`ta dogan Bev ve kocasi, 75. dogumgunlerini o guzel yaz gununde bahcelerinde verecekleri bir davetle kutlamaya karar vermislerdi, menuyu de Turk mutfagindan secmislerdi, iste biz o yuzden oradaydik...

Mutfak arka bahceye, bahce de ormana bakiyordu, yuzyillik agaclarla cevriliydi. Ev eski, esyalari da eskiydi. Ama oyle sicak, oyle yasanasi bir havasi vardi ki insan orda hep mutlu yasardi sanki. Oturma odalarinin tam ortasinda, uzerinde nota sayfalariyla kapagi acik duran piyano, muzikle ne kadar icice olduklarini anlatiyordu, o yuzden Bev`in kocasinin bir muzik profesoru oldugunu duyunca sasirmadim.

Iki katli ev belli ki yillardir hic bir tamirat gormemisti. Ama bahce ciceklerle, fiskiyelerle, budanan agaclarla oyle bakimliydi ki anlasilan en cok el onlara degiyordu, oynayan o birkac tas haric! Evlerini yillar once almislar, ama gecen zamanda iki yanlarindaki komsulari gibi bahcelerindeki agaclari kesip acilan araziye sato gibi ev yaptirmamislardi. Iyi ki!...

Ben boyle bir dogumgununde nasil bir eglence planladiklarini merak etmeye baslamisdim. Biz bu sefer isin sadece yemek kismiyla ilgiliydik. Menuyu secerken ne de cok sormuslardi!

On bahcede bir semsiye altina kurulan gozleme sacinda ispanakli peynirli gozlemeler sicak sicak pisecek, kucuk dilimler kesilecek, gelen misafirlere 'hosgeldiniz, mutfagimizla tanisiniz' ikrami olarak yaprak sarmasi, humus, cevizli tarator ile sunulacakti. Herseyi elleriyle yemeyi seven buralilar sicak gozleme dilimlerini iki parmak arasi kivirip yemeyi, kucuk kesilen pidelere humusu, taratoru surup agizlarina ativermeyi pek sevdiler, yaprak sarmasi o kadar ragbet gormedi.



Yemekden once ormana sirtini vermis oturan misafir dostlar belli ki Bev ve kocasinin cok ozenerek hazirladiklari, hayatlarini canlandirdiklari kukla gosterisini cok cok alkisladilar. Mesgul olmasaydim da, mukavvadan yaptiklari icleri dosenmis odalarda Bev`in ve kocasinin kuklalara neleri anlattirdiklarini dinleyebilseydim keske.

Yemek icin masalar arka bahceye kurulmustu. Yemekler, hazirladigimiz uzun masada, altinda mumlar yanan sicak su dolu kuvetlerin uzerine yerlestirilmis yemek kuvetlerinden (chafing dish nasil anlatilabilinir baska?) servis yapilacakti tabaklarina. Bev kuzu etli Ali Nazik istemisti, yanina da hem pirinc pilavi hem bulgur pilavi. Ve coban salatasi. Cocuklar icin de kofte patates. Bahceye sepet icinde gunes kremi, sivrisinek kovucu krem gibi seyleri yerlestirip, mutlaka kullanilmasi icin bir de not yazmayi dusunen Bev`in bazi misafirleri icin servis masasina glutensiz ekmekler getirmesine de sasirmadim.

Yemekleri cok begendiler.

Kahvelerin yaninda dogumgunu pastasindan ayri fistikli burma baklava ile tavuk gogsu servisi yapildi. Bunca yenilenden sonra kahve iyi gelmis olacak ki hareketlendiler, yavas yavas on bahceye gectiler, birazdan da dans etmeye baslayacaklarini tahmin edemedim.





Hic gormedigim bir dans sekliydi. On bahcede cim alanda upuzun bir siriktan rengarenk yine upuzun cokca kurdelalar sarkmisti. Hepsi bir kurdela sectiler, biri muzigi ayarladi ve muzikle birlikte ellerinde kurdelalarla sirigin etrafinda donerek dans etmeye basladilar. Bir yandan da birbirlerinin kurdelalarinin altindan geciyorlardi. Farkettim ki renkli kurdelalar onlar oyle yaptikca sirigi sarmaya baslamislardi. Koca sirik rengarenk kaplanincaya kadar her cesit dansi denediler etrafinda. Cok eglendiler, ben de seyrederken cok eglendim. Ama boyle bir dansetme seklinin neye dair oldugu hakkinda hala fikrim yok. Uydurmuslar miydi acaba?




Yazmaya hic firsat bulamadigim iste o yaz, daha baskalari da kutlamalarina Turk mutfagini sokmuslardi, ve haliyle bizi! Ikinci kutlama yine bahcede, bu sefer bir evliligin kutlamasiydi, o sefer davetliler yemeklerin yani sira Turk muzigi`yle de tanistilar, zira gelin Turk kiziydi!

4 comments:

seçilAltan said...

Sırığa sarılmış kurdelelerle dans etme sahnesini bir filmde görmüştüm de acaba nedir nedir diye düşünmüştüm...

Güzel bir doğum günü kutlaması olmuş...

yaz anılarını yazmaya devam :)))

Alp&Ege'nin annesi said...

90 yas hediyesi annelerine bulasik makinasi alan tanidiklar geldi aklima. Anneleri hala dinc ve yalniz kendi evinde yasiyordu, bisiklete binmeyi 92 yasinda dusme korkusuyla birakti...Yasam dolular yaslilar, senin de dedigin gibi...Kurdeleli dans ta, dansi iyi beceremeyenlere dolasma vesilesi olmasi icin mi ki?

Bilun Şen said...

Çok eğlendim okurken.. En sevdiğim filmin bi'sahnesi sanki okuduğum.. Bu tür eğlenceleri çok seviyorum.. Tasvirin de süperdi :)

Burcu-Mutfak Camı said...

Bu dansın eski olduğunu biliyorum ben, öyle uydurulmuş, günübirlik bir şey değil. Bahar şenliklerinde falan yapılırdı daha çok bildiğim kadarıyla. Bunlar etraftan duyup görüp hatırladığım bilgiler, bir araştırmanın sonucu değil ve ben de merak ettim şimdi anlamının ne olduğunu...