Thursday, March 13, 2008

Evrensel Enerji Dedikleri !...


Cocuklarin gecen hafta sonu baslayan March Break tatilinden bu sefer olabildigince kendi adima fayda saglamaya calisiyorum! Zira bana birsey olunca hersey aksiyor... Pazartesi itibariyle donecegimiz yogun tempoya hazirlanmak adina eve kapadim hepimizi bu tatil. Ozellikle surekli disarilarda, kalabaliklarda olmaktan dolayi kacamadigimiz oksuruk, tiksirik hallerimizi atlatmak icin suruplar, ot caylari, vitaminler, kuvvetli besinler vs ile bakima alindik tarafimdan. Disari adim atmalik hic bir program yapmadim, mutfak alisverisi haric! Zaten oyle yorgunduk ki! Cocuklar neyse ki uc taneler de birbirlerine oyun arkadasi ( didismesi bol!) olup, oyaliyorlar kendilerini evde. Onlar da ozlemis uykuyu, tembel tembel evde yayilip oturmayi, gelip gidip atistirmayi! Tv` de, bilgisayarda vakit geciriyorlar, birazini sakladigim, ama cogu tarafimdan gizlice copu bulan cokca elisleri, resimler, boyamalar, neye benzedigini cozemedigim origamiler yapiyorlar. Neyse ki kagit cenneti de bu ulke, memleketimdeki gibi bosa giden kagida uzulmuyorum, donup geliyor mutlaka geri!

Sabahlari normal saatimizden gec kalkip,gece de gec yatiyoruz. Ben ozellikle onlar uyuduktan sonra, onume ne gelirse cok cok film seyrediyorum. Reklamsiz arka arkaya son zamanlarin filmlerini veren kanallarin oldugu, seyredemeyip niye para odeyip durdugumuzu anlamadigim kablolu yayinimizdan sonunda biraz hayir goruyorum! Seyrettiklerimin hepsi bahsedilesi filmler degil! Secimlerim bir yana filmden keyif almalarim o anki ruh ve beden halimle ilgili sanki. Hic olmadik zamanlarda bir sinemaya gidip de secmeyecegim filmlere takilip, bitirdigim oluyor. Kimi bes dakika sonra aklimdan ucup girerken, kiminin ustune dusunuyor da dusunuyorum!

Uzerine dusunduklerimin iki tanesi Sandra Bullock`lu filmler. Onu ilk, yillar once, Ankara`da Akun Sinemasi`nda Keanu Reeves ile oynadigi, hani otobuste gecen "Speed" filminde gormustum. Sonra gelen filmi "The Net" di. O zaman cogu ben gibi internetin nimetlerinden bihaber genclere eminim netten eve pizza ismarlamak gibi seyler biraz ucuk gelmistir! Hele benim icin hala mektuplasmanin onemli oldugu o donemde yazdiginin ayni anda baska bir yerde aninda goruntulenmesi, Uzay Yolu dizisini seyretmekle es gibiydi!

Bu iki film onun dogal goruntusunu sevmeme yetti. O zamandan bu yana onun oynadigi filmleri oyle yada boyle sevdim, bana hic Oscar alacak bir oyuncu imaji vermedi ama belki de senaryolari akillica secti. Mesela simdi aklima Nicole Kidman`la oynadigi iki cadi kizkardesin filmi geldi (Practical Magic). Sonra bir alkol rahab merkezinde tedavi gordugu 28 Days filmini de sevmistim. Ben Affleck ile oynadigi Forces of Nature da guzeldi, hani dugunune yetisecek adamla ucakta tanismisti da... Sonra FBA Aajani ilen guzellik yarismasina girdigi film... Neyse, beyin bu, ustune dusunmeye baslayinca daha cok cikartacak belli...

Gecen aydi galiba, yine film kanalinda biraz basini kacirarak basladigim "The Lake House" filmiyle uzun zamandan sonra hasret giderdim Sandra ile. Sonra baska bir saat yine denk gelip basini da gordum filmin. Yine Keanu Reeves ile oynuyordu. Bir deli sacmasi senaryoydu, cerez tadinda bir filmdi, romantikdi, keyifliydi. Iyi geldi.

Ve gecen aksam tam da basindan bir baska filmine denk geldim. "Premonition"
Yine The Lake House`daki gibi zamani, konuyu atlatan bir degisik film olmus. Bastan sona surekli dusunup, tahminler yapiyorsun, sonu nereye varacak bilemiyorsun! Bastan sardi mi birakamiyor insan. Ben birakamadim en azindan! Bitince de hala dusunuyor insan. Ben dusundum en azindan! Onsezi denen sey bu kadar kuvvetli olabilir mi? Hele su meshur Secret kitabi ciktiginda iyice ayyuka cikti ya hani, akla gelen mi basa geliyor? Dusune dusune mi cagiriyoruz yoksa? Evrensel enerji dedikleri ne ola ki! diye diye...

Annemi gecmise ait cogu sabahta, etkisinde cok kaldigi ruyasini anlatirken hatirliyorum. "Isiga bakayim da hayirlara ciksin" derdi sonrasinda da! "Aman hayirlara ciksin!' der tahtaya da soyle birkac tik tik vuruverirdik, arkasindan kulagimizi cekerek! Aklima gelmisken kizkardesimin kulaklari cinlasin! diye anlatmaliyim mutlaka. Ikimiz ayni odayi paylasirdik cocuklugumuzda, iyi geceler deyip yattiktan sonra hani dusunmeyle gecen o biraz sure sonunda onun tarafindan mutlaka en az birkac defa tahtaya tiktik, ve arkasindan da hani opucukvari birses cikar ya, ondan gelirdi. "Yine neler geldi aklina da korktun?" derdim, "sus sus" der ,uyumaya donerdi... Hala evhamlidir pek cok konuda!

Ben ruya-bilincalti ilgisini ogreneli yillar oldu, hatta telepatilere inanirim da gelecege ait ongoru iceren fallara pek ragbet etmem. Yine de kafami karistiran anilar var!

Cocuktum, ise gitmek uzere evden cikan babam beti benzi atmis sekilde eve donup telefona sarildiydi "arabayi calmislar" diye. Polis bulamadi uzun sure. Sonra demisler ki Sereflikochisar`da bir Fatma Baci var (yoksa Zehra Baci miydi?), bilirse o bilir, bulursa o bulur!
Babam sonrasinda, kimbilir kac dost meclisinde anlatti olanlari. Cinlerle evli diyorlarmis. Gercekten urkmus babam da gorunce, cekinmis. Gelen gidenin sayisini takip etmek mumkun degilmis. Konusamayan konusur cikiyormus yanindan, yuruyemeyen yuruyup... Ceketini cikarttirmis babama, icini cevirip onune koymus, bakip bakip anlatmis. Once karisini yaban ellerden nasil alip geldigini, iki kizkardesi, iki kizi oldugunu... Kizlarinin birinin uc, birinin iki cocugu olacagini... ( aynen oldu!) Daha daha birseyler, hatirlamiyorum... Sonra arabanin konusu gelmis. Babamdan once O soylemis "araban calinmis, dolaniyor simdi" diye. Uzun boylu, yanaginda yara izi olan biri calmismis. "Ayin 14 unde baglayacagim arabani" demis. Ayin 14`unde polis karakolundan telefon geldi. Bozulunca bir tamirhaneye birakilmis bizim araba! Uzun boylu, sarisin, yanaginda yara izli adam tarafindan! Sonra da gelip almamis, polise bidirmisler...

Boyle seylerin uzerine dusunmeyi birakali cok olduydu ben!!!

9 comments:

Cafe Nino said...

Konu ağır.Ben ne inanırım nede inanmam,arada olanlardanım.Ama yinede tedirgin eder beni boyle seyleri bilen insanlar.sonunda hoşluk olmuş arabanız bulunmuş ama :)

Meltem said...

İzlediğin filme ben de iki hafta önce aynen senin gibi digitürkün film kanalları arasında dolaşırken rastladım. Ortasından başladım ama konu anlaşılıyordu. Sonuna çok takıldım kaldım. Sonraki gün eşime anlatmadan da duramadım. Bilmiyorum bazı insanların önsezileri var galiba. Hatta benimkiler de bayağı yüksektir. Herkesinkine değil, bazılarınınkine inanıyorum. Geçen hafta doğumgünümde arkadaşlarım beni kahve falı bakılan bir yere götürdüler. Hayatımda ilk kez bir profesyonele! fal baktırdım. Kadın doğru dürüst fincana bakmadan suratıma etrafa baka baka hayatımı, eşimi, oğlumu anlattı. Şaşırtıcıydı. Olacakları bildi mi peki? Göreceğiz bakalım. Oğlumun yurt dışında eğitim göreceğini filan söyledi ki gerçekten şu anda IB programında yurt dışına yönelik lise eğitimi alıyor. Çok uzun yazdım kusura bakma:) Ama konu mühim:P

seçil said...

Dünyayı açıklamak ya da hayatta başımıza gelenleri değerlendirmek için baş ucu bilgisi olmadığı sürece itirazım yok.

Ama bu enerji, telepati vs meselesi o kadar allanıp pullanıp sanki de bilinirse hayata dair acayip bir sırra erecekmişim havası yaratılıyor ya hastalanıyorum o zaman ben :)

Onun dışında keyifli yanları var, eğlenceli. Misal bir akşam üstü uzun zaman haber almadığım arkadaşımın eşinin hamile olduğunu içimden bir ses söyledi, arkadaşım ertesi gün arayıp baba oluyorum dedi biliyorum dedim bende :P o kadar sevinçliydiki nerden bildiğimi sormadı :))

Bu evrensel enerji meselesi yaşamın renklerinden biri işte diye geçip gittiğim bir konu sanıyorum...

yani aslı şu son satırdır düşündüklerimin ya açıklamak için ne kadar yazmışım. Yok canım yok ne kısa yazabiliyor, ne de konuşabiliyorum...

Lapis lazuli said...

Nino`cugum, konu aslinda agirligini kaybetti! Oyle bir para donuyor ki bu islerde... kolunu sallasan yuzlercesine denk gelirsin, bilen, bilmeyen... Kolay para! Ben bir yerde okumustum, bin kisiden ikisnde telepatik guc varmis aslinda, ama gelecegi gorebilme kabiliyeti yokmus kimsede. Ben bunu bilir bunu soylerim. Fallar cikiyorsa biz yonlendiriyoruz bilincli ya da bilincalti... Sanirim!!

Lapis lazuli said...

Ben de filmin sonundan cok etkilendim Meltem. Ondan cok dusundum. Insanlarin sezilerinin kuvvetine inaniyorum ben ama gelecegi gorebilmek muamma. Sen benim falcilarla ilgili yazdigimi okumus muydun? Ben de hayatimda simdi geldigim noktaya falcilar bildi de mi geldim, yoksa falcilar soyledi de ben mi yaptim celiskisine dussem de zaman zaman, biliyorum ki ben yaptim ;)

Biz iki kizkardes bekarken annemle mutfak masasinda kahve icip, sohbete ve anneme fal baktirmaya bayilirdik. Annem de sezileri cok kuvvetli bir kadin. Bir de anneler gobek bagindan dolayi cocuklarini daha cok mu hissederlermis ne? Annemin fallari benim bir ic hesaplasmam seansina donerdi. Hala o uzaktayken bile 'anne bir fincan kapat da fal bak benim icin" derim. Hakkimda ne hissediyor diye merakimdan:)
Arkadas fallarina da ayri bayilirim, hakkimdaki sezileri ve dusuncelerini ogrenebilmem icin kesin bir yontem ;)

Sen konu onemli olmasa da hep uzun yaz Meltem! Hosgeldin bu arada ;)

Lapis lazuli said...

anim Scil`im, bilmem ki bu evrensel enerji yasamin rengi mi yoksa yasam onun uzerine mi donuyor! Secret kitabina gore hayatimizi yonlendiren enerji o! Yani icimizdeki enerji, beyin gucumuz, ne yaparsa yapiyor...Dusununce muazzam bir guc aslinda di mi...

Ben vakti zamaninda yoga dersleri aliyordum. Ust derece yogi olmus Iranli bir genc adamdi hoca. O demisti, insan konsantre olmayi bildiginde elleri ve gozleriyle cok sey yapabilir diye. Enerjiyi icerde tutup biriktirebilmenin bir yolu da az konusmakmis. Sen ve ben hic biriktiremiyecegiz anlasilan :)

Elif said...

Mimledim seni!

www.elifsavas.com/blog

Rui Caetano said...

Beautifull...

celerone said...

Tırstım.

Bir kez ablama şöyle seslendiğimi hatırlıyorum:

"Ne türk kahvesi içemeyecek miyiz? Yani fal bakmayacak mısın? Peki ama hayatımı nasıl planlayacağım şimdi ben?"

:)