Iki sene once, tam da yilin bu siralarinda dogumgunune istemeye baslamisti Tolga, aylar vardi ustelik daha. Akvaryum, balik falan dendi mi kacacak yer arayan ben, konuyu degistirmek, ilgiyi baska seylere cekmek, dogumgunune turlu turlu baska cazip seylerin sozunu vermek gibi kacislarla kurtaramadim pacayi. Asla unutmadi, sanki inadina odasina posterlerini asti, okul kutuphanesinden onlarla ilgili boy boy kitaplar tasidi eve, bilgisayarinin ekranina cesit cesit resimlerini koydu, koluna sahtesinden dovmeler yapistirdi, isim bile buldu koyacak! Benim cocukken eve her kopek getirme cabamda verdigim sozler gibi bakarim, yediririm, temizlerim dedi de dedi. Oyle cok konusuldu ki daha evimize gelmeden onlar alismistik bile varliklarina sanki.
Ama ev ici kararlar muduru ben hala almayacagimizdan emindim, oyle istemiyordum yani taa ki babasi o aksam elinde bir kucuk akvaryum icinde isaret parmagimin yarisi kadar, hatta belki de daha kucuk uc taneyle gelene kadar...
Tolga'nin sevincini, coskusunu gormek aylarca karsi cikisimi pismanliga vardirdiysa da o uc sirin seyin sorumlulugunu almamaya kararliydim, isim zaten basimdan askindi, bir de uc yavru su kaplumbagasiyla mi ugrasacaktim. Yok, madem alip geldi, babasi ugrassindi!...
Isabet dusunmusum. Megerse onun hevesi oglundan cokmus. Ugrasti hem de ne ugrasti. Gecen zamanda bir karis akvaryum oldu sekiz karis. Icine ikiyuz litre su aliyor ki havuza salsak farketmeyecek nerdeyse! Buyumeleri icin isik istermis vucutlari. Ozel lambalar takildi tepeye, cikip guneslensinler diye rampali mekan hazirlandi icine. Isigi gorduler mi yarisip gidiyorlar guneslenmeye, bir muddet sonra da uyuklamaya basliyorlar, isik mi yaradi, yemekler mi bilmem, cok buyuduler. Temizleme pompalari da akvaryum boylariyla orantili degisti, suyu degistirmeyi kolaylastiran yeni icatlar arastirildi, bir tek hortumla hem suyu bosalt, hem geri doldur kolayligina ragmen aslinda isguzar olan ben yine de bu islere bulasmamayi becerdim, yavru tosbagalari beslemek disinda! Her sabah kurulu saat gibi ayni saatte acikip ucu ayni anda palet gibi ayaklarini cirpistirarak oyle bir ses yapiyorlar ki ben erken kalkmis olmasam ses mutlaka uyandiriyor, oyle boyle degil. Kendilerine ozel yemekten yiyorlar ama evde et kizardiysa mesela kokuyu aldilar mi yine o ayak cirpislarini durdurmak mumkun degil, veriyorum el mahkum. Neyse ki daha buyumeyeceklermis, bir ayak boyu olurlarmis, buyukcesinden oldular bile.
Hangisi disi hangisi erkek uzun sure cozemediysek de tirnagi soyle, kuyrugu boyle, govdesi su kadar buyuk olan gibi bilgilerden ikisi disi, biri erkek olarak sonuclandirdik konuyu.Su aralar dusunuyorum, yavrularlarsa eger, cocuklarin arkadaslarina dogumgunu hediyesi olacaklar birer birer, baska yolu yok! Tabii ailece ayrilabilirsek!
2 comments:
Ay.... Sana fena fena seyler yazmak istemiyorum ama bunlar acaip buyuyorlar. Hem de kotu kokuyorlar. Bir de elleri iyi yikamak lazim, cunku ustlerinde bir cesit mantar var.
:o(
Hayvanlari cok seven biri olarak yaziyorum sana.
www.elifsavas.com/blog
Elif bir arkadasinizda mi gordun, siz mi beslediniz, netten mi bilgi?
Acikcasi buyuyecekleri kadar buyuduler, fotografdan anlasilmiyor sanirim, daha buyumezlermis, buyukcesinden bir karisi buldu ozellikle ikisi (disi olanlar!) Ayrica belki vitamin destekli falan beslendiklerindendir mantar hastaliklari yok oyle kabuklarinda ki haliyle koku da yok, kokuyu mantar yaparmis. Zaten elleyerek de sevmiyoruz, issiriyor keratalar, seyrediyoruz;-) Tabii tankin suyu 10 gun degismezse kokar o ayri, biz temizleme isini teknolojiyle cozdugumuzden dert olmuyor, hatta sularina ozel bakteri oldurucu falan da atiyoruz, anlayacagin madem aldik, dogru durust yapalim su isi diyoruz:)
Hayvanlari cok sevdigini, bana da ne niyetle yazdigini biliyorum ben, dert etme :)
Post a Comment