Thursday, January 15, 2009

Jane Eyre ve Bella Swan!
















Icinde ask olan okudugum ilk romandi Jane Eyre. Kiziminki ise Twilight oldu. Onbir yasimiza denk geldi ikimizin de. Cok sevmistim kitabi, tekrar okudum sonra. Cansu da oyle yapti. Yillar sonra filmini gordugumde begenmedim, kafamda canlandirdigimdan baskaydi haliyle, oylesine seyrettim. Cansu da filmi gordugunde begenmedi. Cok farkli! dedi.

Kolunun kirik oldugu yaz kitaplar en buyuk avuntusuydu. Aslinda okumayi hep cok seviyor. Alisverislerden birinde kolunun altina alip gelmisti kitabi, cocuk kitabina benzemiyordu, kalin mi kalin ustelik. Arka kapagi okudum, karar veremedim, sonunda onun secimine guvenip aldim. Yemedi, icmedi okuyup bitirecegim diye. Ara ara gelip bak simdi soyle oldu, boyle oldu diye anlatiyordu. Yakisikli vampir oglanla, genc kizin ask hikayesiydi konu, haliyle macerasi coktu, kapildi gitti.

Yaz sonrasi arkadaslariyla aylarca konusu oldu kitabin, telefonlarda her bir kisilik analiz edildi,donen entrikalara yorum yapildi, ben de kulaktan dolma nasibimi bolca aldim, okumus kadar oldum. Bitmedi, devami varmis, Stephenie Meyer yazmis da yazmis, Twilight'dan sonra New Moon, sonra Eclipse okundu, Breaking Down sirada. Edward ile Bella'nin bitmeyen askina bitmek bilmez kalin kitaplar.

Bundan bes sene once cocuklu bir kadinin yogun gunune uyanmis Stephenie. O gun yuzme dersleri baslayacak cocuklarin mayolarini mi bulsun, kahvaltilarini mi hazirlasin, iki ayagi bi pabucta, aklinda da hep geceki ruyasi dolanip duruyormus. Agaclikli bir yerde son derece yakisikli bir oglanla genc bir kizin hararetli konusmalariymis gordugu. Oglan vampirmis, birbirlerine asik olmuslarmis. Atamamis kafasindan bir turlu. Bir yerlere yazmaya, devamini getirmeye karar vermis. Baslayis o baslayis. Oyle kapilmis ki hikayeye, yazmadan gun gecirmiyormus, kimi zaman bir sayfa, bazen sayfalar dolusu. Isimlerini cok sonra eklemis, kizi oyle sevmis ki kendi kizi olursa diye dusundugu ismi koyuvermis. Isabella! Bella!

Film daha sinemalara gelmeden heyecan sarmisti cogunu, internetten biletler cok onceden alinip, cok onceden planlar yapildi, kimse yanina annesini istemedi, illa arkadas arkadas gidilecekti! Ilk seansa kuyruklar olustu. Cansu o kalabaliklara, telaslara girmek istemedi, filmi gormeyi erteledi, cok sonra gorunce de begenmedi zaten. Kitabi once okumasaydi belki... Ben hala seyretmedim, kitabi okumadan filmi gormek istemedim, vakit de olmadi okumaya, baktim olmayacak, yakinda New Moon da, digerleri de film olacak illa, bugunlerde basladim bir ucundan.

Biz gencligimizde Grease dinledik, seyrettik, bizden oncekiler icin Hair, simdiki gencler icin de High School Musical oldu. Grease cd'si hala arabada ama dinlemesi benden baska kimseye keyif vermiyor! Cansu High School Musical'in gecen yil baska bir sehirde buz ustundeki gosterisini seyretmeye gitti, bu kusagin muzikali de onun gencligine oyle vurdu damgasini. Twilight da bir diger yandan yerlesti bellegine, belki bende Jane Eyre'in yerlestigi yere, belki de degil...Sirada ne gorecegimize bagli!

3 comments:

gezicini said...

aa yazılarını görmek ne güzel! uzun uzun okuyacağım, Yiğit bey gece uyuyunca. benim yiğitle ilgili sayfaya da beklerim...
öptük sizi..
(not. hangi şehirdesiniz?)
sevgiler
gorki

Berceste said...

Grease'i ilk seyrettigimde cok sevmistim. Ama yillar sonra buyuyunce seyrettigimde ayni tadi vermemisti. Karakterler cok yapay gelmisti. Anne kiz ayni seyleri yasamaniz ne hos, kitap, karakterler, cag farkli olsa da!

zapere said...

Jane Eyre, bu romanı okuduğumda yaşım sanırım 12 olmalı.Annem o dönemin romanlarını kırtasiyeciye gittiğimde bana aldırırdı.Anadolu"nun küçük şehirlerinde yaşadığımız için o dönemlerde belediye otobüsleri yoktu ve her yere yürüyerek giderdik bizler.Zaten şehirler bir avuç içi kadar yerlerdi.Bir ana cadde ve ona bağlı birkaç tali yol..Yine de Urfa"da uzunca bir yol yürürdüm.Yaklaşık 30 dakika gidiş 30 dakika dönüş.Elimde kitapla dönerken merak ederdim tabii.Ne yazıyor annem ne okuyor.Ve tek bir günde o kitabı okur bitirirdim annem elimden aldığında bir daha okuyamam diyerek(sıra bana gelmez korkusuyla)..Bu romannın çok yerinden esinlenmiş birçok film ve roman(Muazzez Tahsin Berkant,Kerime Nadir,Barbara Cartland..vs)yazıldı,gösterime girdi.Mesela Sonbahar Yaprakları isimli Türk Filmi,mesela The Sound of Music..Bir dönem gerçekten esrarengiz drama içeren roman ve filmler hayatımıza içerik kattı.Sanırım o dönemle ilgili uzun bir yazı yazmalıyım.Bunu bana hatırlattınız.Sevgiler